‘Rakamlar, Çin ekonomisinin dayanıklılığını ve canlılığını gösteriyor’

Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Wei Xiaodong, ekonomiye ilişkin açıklamalarda bulundu. “Çin’in ekonomik büyümenin ivmesi her geçen gün gelişiyor” diyen Xiaodong, “Çin’in gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) yılın ilk yarısına oranla yüzde 5,5 artışla 59 trilyon 303 milyar RMB’yi geçti ve bu, Çin ekonomisinin dayanıklılığı ve canlılığını tam anlamıyla gözler önüne seriyor” ifadelerini kullandı.

Başkonsolosluk görevine yeni atandığına dikkat çeken Wei Xiaodong şunları söyledi:

“Geçtiğimiz Haziran ayında, Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu olarak göreve başladım. Haziran ayından bu yana, Türkiye’nin siyaset ve iş dünyasından birçok kişiyle bir araya geldim ve konsolosluk bölgesindeki her kesiminden kişiler ile yoğun temas ve fikir alışverişinde bulundum. Bu süreçte Türkiye ekonomisi hakkında detaylı bilgi edindim. Aynı zamanda görüştüğüm herkesin Çin’in ekonomik kalkınmasına büyük ilgi gösterdiğini ve Çin ile Türkiye’nin gelecekteki ikili iş birlikleri konusunda büyük beklentiye sahip olduklarını bizzat deneyimledim. Birkaç gün önce, Çin Ulusal İstatistik Bürosu 2023 yılının ilk yarısına ait ekonomik verileri açıkladı. Bu vesileyle, sizlere Çin’in ekonomik durumu hakkında bilgi vermek istiyorum. Sonuçta rakamlar ortada, bu veriler sorularınıza en iyi cevap olabilir.

İlk olarak genel tabloya bakalım. Çin’in gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) yılın ilk yarısına oranla yüzde 5,5 artışla 59 trilyon 303 milyar RMB’yi geçti ve bu, Çin ekonomisinin dayanıklılığı ve canlılığını tam anlamıyla gözler önüne seriyor. Tüketici fiyat endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 0,7 arttı. Şehirlerdeki işsizlik oranı ilk çeyreğe göre 0,2 puanlık bir düşüşle yüzde 5,3 olarak gerçekleşti. Kişi başına düşen milli gelir yıllık yüzde 6,5’lik nominal bir artışla 19.672 RMB’ye yükseldi. Talep açısından bakıldığında, ekonomik büyüme geçen yıl yatırım ve ihracata dayalı büyümeden tüketim ve yatırım odaklı büyümeye dönüştü. Üretim açısından bakıldığında ise, ekonomik büyüme geçen yıl sanayi ağırlıklı iken bu yıl hem hizmet sektörü hem de sanayinin ortaklaşa sürdürdüğü bir büyüme olarak gerçekleşti.

İkinci olarak, yapısal açıdan bakalım. Çin’in ekonomik büyümenin ivmesi her geçen gün gelişiyor. Bu yıl, yerli üretim büyük yolcu uçağı C919’un ilk ticari uçuşu gerçekleşti, dünyanın ilk 16 MW açık deniz rüzgar türbini şebekeye başarıyla bağlanarak elektrik üretmeye başladı ve yılın ilk yarısında yüksek teknoloji endüstrisine yapılan yatırımlar geçen yıla göre yüzde 12,5 arttı. Yeşil dönüşüm sonuçlarını göstermeye başladı. Yeni enerji araçları, güneş pilleri ve şarj istasyonları gibi yeni enerji ürünlerinin üretimleri sırasıyla yüzde 35, yüzde 54,5 ve yüzde 53,1 oranında; lityum iyon piller, güneş pilleri ve elektrikli otomobil gibi ürünlerin ihracatı ise yüzde 61,6 arttı. Bunlara ek olarak, Çin’in ticaret yapısı da optimize ediliyor. İlk yarıda, Çin’in toplam ithalat ve ihracat değeri önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,1 artışla 20,1 trilyon RMB’ye ulaştı. Ayrıca, katma değeri daha yüksek olan genel ticaret ithalat ve ihracat oranı geçen yıla göre 1,2 puan artarak yüzde 65,5’e yükselirken, Kuşak Yol güzergahı üzerindeki ülkeler ile yapılan ithalat ve ihracat yüzde 9,8 oranında arttı. Çin pazarı geçmişe göre daha açık hale geldi, bunun akabinde ticaret ortamı sürekli iyileşmeye, ithalat, ihracat ve dış ticaret ivme kazanmaya ayrıca yeni kalkınma fırsatlarına yer vermeye devam etmektedir.

Şimdi de, uzun vadeli bir perspektiften bakalım. 100 trilyon RMB’nin üzerindeki gayri safi yurtiçi hasılası (GSYİH) ile dünyanın ikinci büyük ekonomisi olan Çin’in küresel ekonomik büyümeye katkısı yıllardır yüzde 30 civarında seyretmekte ve Çin dünyada en büyük “ekonomik motor” rolünü üstlenmektedir. Çin, 2023 yılı için GSYİH büyüme hedefini yaklaşık yüzde 5 olarak belirleyerek, yüksek kaliteli kalkınmanın istikrar ve güvenini ortaya koymaktadır. İkinci çeyrekten bu yana, birçok uluslararası kuruluş Çin’in ekonomik büyüme beklentisini artırdı ve bu durum uluslararası toplumun Çin ekonomisinin büyüme potansiyeline olan güvenini ortaya koymaktadır. Dünya Bankası’nın en son yayınladığı “Çin Ekonomisi Özet Raporu”na göre, 2023 yılında Çin’in ekonomik büyüme hızının yüzde 5,6 olması beklenmekte olup, bu durum küresel ekonomiye olumlu bir etki yaratacaktır.

Son olarak, küresel bir bakış açısıyla bakalım. Günümüz dünyasında jeopolitik gerilimler artmaya, küresel enflasyon yüksek seviyelerde seyretmeye devam ediyor. Birçok ülkenin merkez bankası para politikası sıkılaşma yönünde ilerleme karar aldı. Ayrıca büyük ekonomilerinin makroekonomik eğilimleri de birbirinden farklı hale geldi. Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre, önümüzdeki beş yıl boyunca küresel ekonomik büyüme yaklaşık yüzde 3 civarında gerçekleşecek ve bu son 30 yılın en düşük seviyelerinden biri olarak öngörülmektedir. Çin ekonomisinin istikrarlı bir şekilde toparlanması tesadüf veya şans eseri değildir. Çin hükümetinin ve tüm Çin halkının sıkı çalışma ve çabalarının sonucudur. Bunun yanı sıra çok taraflı iş birliği ve karşılıklı kazan kazan temeline dayanmaktadır. Bu başarı sadece Çin halkını sevindirmekle kalmayıp, aynı zamanda tüm dünya ülkelerine güven aşılamaktadır. 

Kısa bir süre önce, 6. Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın (CIIE) Türkiye tanıtım konferansı İstanbul’da düzenlendi. Konferansa önde gelen Türk iş dernekleri, işletmeleri ve medya temsilcileri olmak üzere yüzlerce kişi katıldı. Türkiye’nin CIIE’nin ulusal sergi ve işletme fuarına beş yıl üst üste katıldığını, CIIE aracılığıyla Çin’e yaptığı ihracatın 500 milyon doları aşarak ekonomik ve ticari iş birliğinin büyük potansiyelini daha da ortaya çıkardığını öğrendim. Ayrıca yakın tarihte Çin Türkiye Ekonomi ve Ticaret Forumu düzenlendi. Bu forumda iki ülke temsilcileri kazan kazan temelinde dijital ekonomi alanında derin iş birliği yapmak ve geleceği birlikte inşa etmek konuları üzerinde görüşmeler yaptı. Bu etkinliklere katıldıktan sonra, Çin ve Türk iş çevrelerinin ekonomik ve ticari iş birliğini daha da güçlendirme beklentilerini, İstanbul’un Türkiye’nin ekonomik kalkınmasında ve yine İstanbul’un Çin ile Türkiye arasındaki ikili somut iş birliklerinde oynadığı önemli rolü derinden hissettim. Türkiye yüksek potansiyele sahip bir ülke, İstanbul ise enerjisi yüksek kozmopolit  bir şehir. Görev sürem boyunca, konsolosluk görev bölgesindeki her kesimden arkadaşlarımla birlikte iş birliği yaparak, Kazan-Kazan Stratejisinin ve Çin ve Türkiye’nin ortak inşası “Kuşak Yol”un yeni başarılara ulaşmasını ümit ediyorum.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x